BİRİNCİL GÖREVİMİZ MESLEK SORUNLARIYLA İLGİLENMEK


Tokat Baro Başkanı Av. Melih Yardımcı Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılacak adli yıl açılış törenine katılacaklarını bildirdi. Adli yıl açılışı töreni için seçilen mekanı doğru bulmadıklarını belirten Yardımcı, “Yargı bağımsızlığının ve kuvvetler ayrığı ilkesinin zedelenmesinin tek sebebi “mekân” değil, “zihniyet”tir. Devlet yöneticisi ve hukukçuların; siyasi görüş, mezhep, tarikat, makam, ikbal gibi sübjektif konuların etkisinde kalmadan sadece evrensel hukuk kuralları, adalet, adil yargılanma hakkına ve Cumhuriyet’in temel değerlerine sahip çıkması durumunda adli yıl açılışlarında “mekân” kavramının önemi kalmayacaktır.” ifadelerini kullandı.

2 Eylül’de Yargıtay’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacak yeni adli yıl açılış törenine bazı barolar katılmayacaklarını açıklarken Tokat Barosu Başkanı Av. Melih Yardımcı yeni adli yıl açılış törenine katılacağını açıkladı. Yardımcı, yaptığı yazılı açıklamada, Yargıtay Başkanlığının Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştireceği adli yıl açılış törenine davet edildiklerini belirtti.

Adli yıl açılış töreninin nerede, kimlerin katılımıyla yapılacağına dair kamuoyunda ve barolarda günlerdir süren, tartışmaların kutuplaşmaya yol açtığını ve bunun  ülkedeki yargı sistemindeki büyük aksaklık ve sorunların göstergesi olduğuna işaret eden Yardımcı, şunları kaydetti:

“Vatandaşın yargıya olan güveni hızla azalmış, yargı bağımsızlığı, adil yargılama,yargılama sürelerinin uzunluğu,hakim-savcı sınavlarındaki şaibeler,yargı üzerindeki siyaset/ cemaat/ tarikat etkinliği, yargı bürokrasisinde liyakat konusundaki kaygılar giderilememiştir.Özellikle kuvvetler ayrığı ilkesinin evrensel hukuk kurallarına uygun olarak hayata geçirildiğinden bahsetmek mümkün değildir.Hukuk devletinin ve Cumhuriyetin onlarca yıldır elde ettiği kazanımların,Cumhuriyetin kurucu değerlerinin korunması ortak muradımızdır. Bu çerçevede açıklama yapan tüm baro başkanlarımızın kaygılarını ve hassasiyetlerini anlıyor ve saygı duyuyoruz.

Yargı sistemimizdeki bu genel sorunların yanı sıra avukatlık mesleğinin, özellikle ifası sırasında karşılaşılan sorunlar çözüm beklemektedir.Ceza yargılamalarında savunma hakkının etkin kullanımı ve dosya inceleme konusunda sıkıntılar vardır.Birçok adliyede kısıtlı alan uygulaması ile avukatların,hâkim ve savcılarla görüşmesi engellenmekte,baroların ve avukatların görevlerini ifası için yeterli fiziki mekânlar ayrılmamaktadır.

Son dört yılda Türkiye’de avukat sayısı yüzde 50 artarak 130 binleri bulmuştur. Bu sayı Türkiye’nin ekonomik, sosyal ihtiyacı gereği gerçekleşen bir büyüme değildir.Yüksek oranlı bu artış, sistemin katlanabileceği, sürdürebileceği bir durum değildir. Buna rağmen hâlihazırda 20 bin civarında avukat stajyeri,Türkiye ve KKTC’deki 113 hukuk fakültesinde eğitim gören yaklaşık 90 bin öğrenci vardır. Bu sayısal yığılma nedeniyle nitelikli bir staj eğitiminin verilmesi imkânsız hale gelmekte, meslektaşlarımız geçim sıkıntısı çekmektedir. Özellikle mesleğe yeni başlayan genç meslektaşlarımız CMK ve adli yardım geliri ile geçinmek zorunda kalmakta, on binlerce aile,anne baba hayal kırıklığı yaşamaktadır. Zorunlu arabuluculuk,uzlaşma adıyla yargı sistemine getirilen düzenlemeler zaman kaybı ve vatandaşın hakkından daha azına razı olmasına sebep olmaktadır.”

“BİRİNCİL GÖREVİMİZ MESLEK SORUNLARIYLA İLGİLENME”

Son açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin sorunlar açısından malumun ilanı olduğunu, oradaki çözüm önerilerinin bir an önce uygulamaya geçmesinin zorunluluk taşıdığını belirten Yardımcı, adil yargılama, yargıya güven ve savunmanın güçlendirilmesinin ancak herkesin elini taşın altına koymasıyla, görüş ve katkılarının alınmasıyla mümkün olacağını vurguladı.

Baroların bir meslek örgütü olarak birincil görevinin; mesleğin, meslektaşlarının sorunları ile ilgilenme, çözüm üretme, önlemler geliştirme ve bunları yetkili makamlara iletme olduğunu ifade eden Melih Yardımcı, “Mesleğimizin, meslektaşlarımızın ve hukuk sistemimizin vaki sorunlarına çözüm üretmek, taşıdığımız sorumluluğun bir gereğidir. Bu kapsamda uzun süredir, başta Türkiye Barolar Birliği ve Barolarımız dâhil olmak üzere, geniş bir katılımcı kitlenin gayretleri ve emekleri neticesinde yapılan çalışmaların meyvesi olarak değerlendirebileceğimiz Yargı Reformu Strateji Belgesi adı altında yeni hedefler ortaya konmuştur. Sayın TBMM Başkanı, Sayın Adalet Bakanı ve diğer ilgililer kamuoyu nezdinde Ekim ayında başlayacak olan yeni yasama döneminde bu belge ile belirlenen hedeflere ilişkin yasal düzenlemelerin yapılacağını ifade etmişlerdir. Gelinen bu noktada baroların ve avukatların en temel hedefi süreci titizlikle takip ederek olumlu sonuç alabilmek için gayret göstermek olmalıdır. Baroların, meslektaşlarımızın yaşadığı sorunların ve hukuk sistemi içerisinde ortaya çıkan tıkanıklıkların çözümü noktasında ortaya konulan müşterek bir iradenin var olduğu bu zeminde, Yargıtay 1.Başkanı’nın Adli Yıl Açılış Programına gönderdiği davet ve TBB başkanımızınyapacağı konuşmanın önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“SEÇİLEN YERİ DOĞRU BULMUYORUZ”

Adli yıl açılışı töreni için seçilen mekanı doğru bulmadıklarını belirten Yardımcı, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Adli yıl açılış töreninin yapılacağı yerin seçiminde tercihin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içerisinde bulunan “Millet Kongre Merkezi’nde”bir salondan yana kullanmasını doğru bulmuyoruz. Ancak yargı bağımsızlığının ve kuvvetler ayrığı ilkesinin zedelenmesinin tek sebebi “mekân” değil, “zihniyet”tir. Devlet yöneticisi ve hukukçuların; siyasi görüş, mezhep, tarikat, makam, ikbal gibi sübjektif konuların etkisinde kalmadan sadece evrensel hukuk kuralları, adalet, adil yargılanma hakkına ve Cumhuriyet’in temel değerlerine sahip çıkması durumunda adli yıl açılışlarında “mekân” kavramının önemi kalmayacaktır.

Yukarıda açıkladığım ve paylaştığım gerekçeler ve bir meslek örgütü yöneticisi olmanın yüklediği sorumlulukla TBB Başkanımızla birlikte Adli Yıl Açılış Programına katılacağım.Yargı Reform Strateji Belgesinde mesleğimiz ve yargının sorunlarına dair düzenlemelerin makul bir sürede hayata geçmemesi durumunda yine mesleğim ve baro başkanı olarak sorumluluğum gereği her türlü yasal mücadeleyi vereceğimi,meslektaşlarıma ve kamuoyuna saygıyla beyan ediyorum.”